30 Aralık 2011 Cuma

Bundan böyle ''Arabesque''


''Arabesque''

Mekan biraz sıkışık ama mezeler süper, yemek süper, hizmet o kalabalığa göre süper, eğlencesi ise mükemmel.. Daha önce şirket yılbaşı yemeğinde bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum...

Herkeslere tavsiye..

Anlatamam gidip yaşamak lazım..Verdiğin parayı son kuruşuna kadar hak ediyor..

Pek hoş pek=)

Eğlence Piggysi.

22 Aralık 2011 Perşembe

QR- Kare Kod ya da ne dersen de!

Akıllı telefonu olan yani hayfonu ya da blackverrysi hatta ha-ti-ce' si olan herkes microsoft'un barkod okuyucusunu indirip burda ne yaziyor görebilir. Mükemmel bir şey=)

Şimdiki aklım olsaydı-2

Çocukken bir çok şeyin farkına varamıyorsun.. Erken büyüdüm diye düşünsen bile hala çocuk oluyorsun ve bazen çok ama çok düşüncesiz anların olabiliyor. Ben hep kendimi sorumluluk sahibi (yerine göre) ve yaşıma göre olgun (konuya göre) görsem de geçmişe şöyle bir dönüp bakınca aslında cocukmuşum. Bir çok şeyin şimdilerde daha çok farkına varıyorum ve kendi kendime keşke şöyle yapmasaymışım diyorum ya da keşke farkında olsaymışım..O zamanlar bu olay böyleymiş diyorum ah benim salak kafam diyorum..Ve hep aynı şeyi söylüyorum.. Şimdiki aklım olsaydı..

Tabii arada gururlandiğım,iyi ki böyle yapmışım, afferimmm bana dediğim anları da unutmuyorum. Yine aklıma o sahne geldi ve hep söylediğim gibi, iyi ki yapmışım. Şimdi olsa yine yaparım. Hatta daha fenasını daha şiddetlisini yaparım.

Peki geriye dönüpte pişmanlık yaşamayan var mı acaba? Mesela ben yaptığım 3-5 kötü hareketten dolayı çok ama çok pişmanım. Eminim bir gün hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçtiğinde o sahneleri hatirlayacağım ve keşke yapmasaydım diyeceğim. Keşke öyle davranmasaydım,mesele neydi ki? Bir salak çorba ya da bir salak şezlong muydu yoksa aptal bir kiyafet mi? Bir de keşke yapsaydım dediklerim olacak tabii..

O zaman sacma sapan bir bağlantı olabilir ama fizy bunu çalıyor şu an..

Serdar Ortaç-Yaz Yağmuru

http://fizy.com/#s/1246o6

Dön dön dön dön dünyaaa,döndür başımı!

Orta 2
Lise 1
Ünv 2
Lise 3
2007
ve 2010

Böyle fondan insanlar durur,sen görmezsin,sesler, kornalar çalar duymazsın.. Çünkü ya 1 dk önce duyduğun karşısında şoka girmişsindir ya da birini görmüşssündür dünya durmuştur.

Böyle dünyanın durduğu anları hem seviyorum hem de nefret ediyorum...Aldığın haber kötüdür nefret edersin,aşıksındır hoşuna gider çünkü aşık olmuşsundur ya da kötü bir haber alırsın ve yine nefret edersin...

P.

16 Aralık 2011 Cuma

Coca Cola yeni yıl reklam filmi

Adamların satma kaygısı yok sadece imaj için, zevk için çalışıyorlar ve haliyle de gerçekten yaratıcı, zevkli ve güzel çalışmalar çıkıyor ortaya...İzleyince gözlerim dolu dolu oldu, tüylerim diken diken oldu.

Herkesler izlesin, izledikten sonra da benim içime düşen gibi hemen sevdiklerime izleteyim diyecekseniz ahanda burda..


Bu arada her yeni yıl gerçekten bir umutsa, bu senenin 2011 den daha güzel umutlarla gelmesini istiyorum..

''Daha iyi bir dünyaya inanmak için pek çok nedenimiz var''

Bugün Cuma, yine çok güzelim, keyfim yerinde... 

İnşallah tüm gün böyle geçer..

P.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Tecrübeyle sabit: İnsan,kediden daha nankör!

Nankör olmaya görsün insan,sen kendini çoğu zaman nankör sanarken aslında hiç olmadığını söylüyor sana..

Her kelimenin anlamını yaşayarak öğrenmek gerçekten çok güzel bir yöntem. Hani derler ya duyarsan unutursun, görürsen az hatırlarsın ama yaparsan unutmazsın diye çok ama çok doğru. Yaşarsan unutmazsın kardeşim.. Olay bu kadar basit..Ömrün boyunca unutmayacağın tecrübelerin oluyor ve bir kez daha seni kimlerin şaşırtacağını bile tahmin edemezken yaşadıkların karşısında aaaaa diye ağzın açık kalıyor..Daha neler göreceğim kim bilir..

Boşa kedileri suçluyoruz. Aramızda kedi kılığında çok daha nankör insanlar dolaşıyor.

Günün şarkısı o zaman: İbrahim Tatlıses-Be nankör kedi! İçerik olarak olmasa da başlık gayet uyumlu şarkıyla..



Şaşkın P.

9 Aralık 2011 Cuma

Bir günde olsa ‘’dörtgöz’’ olmak..

Resmen farklı bir insanım bugün. Uzun uzun seneler sonrasında bir tam gün gözlük takmak çok ama çok zor geldi. En hafifinden de olsa resmen yüzümde ekstra bir ağırlık var be bana 1005738923 kilogrammış gibi geliyor. Daraltıyor beni çıkarıp atasım geliyor ama gel gör ki 3.50 ve 3.75 olan miyobum sayesinde laptopin ekranında yazanları dahi göremiyorum. Yani gözlük ya da lenssiz bir hiçim!

Sabah saatleri iyi başladı. Önce alışma, gözünü ellerken ahhh gözlük varmış hissi ile yaşama.. Öğle saatleri of ya sıkıldım ben bundan deme zamanı.. Akşamüstü yani şu zamanlar ise yeterrrrrrrrrrrrrrrrr diye haykırma isteğinin zirve yaptığı zamanlar..Gerçi bunları yazarken şükrediyorum görebiliyorum falan diye ama yine de insan lükse alışınca vazgeçemiyor..Annem ve teyzemin dediği gibi-onlar çamaşır makinesi için- Allah bu lensi icat edenden razı olsun. Gani gani rahmet eylesin eğer ebediyete intikal etmisse=)

Bugün Cuma,işten çıkmaya çok ama çok az kaldı.. Akşama Feriya var,Bir Çocuk Sevdim var bir de drink almaya gelen arkadaşımız var. Yaşasın Cumalar...

Happy P.

8 Aralık 2011 Perşembe

Bir derbinin ardından...


2000 Ruhu is back!



Bu sefer pek fazla derbi havasına bürünemedim nedense. Haftaiçi olduğundan mıdır nedir pek bir tatsız tuzsuz geçti taaa ki bugüne kadar. Dün akşam eze eze  yenmenin verdiği zevkle bugüne mükemmel başladım. Her zaman ki gibi neden kombine almadım sorusunu kendime sordum sordum sordum. Lanet ettim kendime,ettim ettim ettim.. Sonra dedim ki neden şöyle paraya benimle kıyacak ( çok para değil en fazla 1.000 TL) verip benimle maça gelecek kankigillerim yok diye hayıflandım hayıflandım hayıflandım..

Şu atkılı görüntüyü yaratanlardan olmak için gidilir be!
Şimdi allah var,sezonun en iyi futbolunu oynayarak yendik. 3 tane perfecto gol attik ama bazı densiz kesim halen maçın adamı yok Bilicaymış yok Aykut,Bilica’yi çıkarmadı diye maç bu hale gelmiş. Salak saçma yorumlar. Utanmasalar golleri de Bilica attı diyecek bu arsız kesim.. Neyse şike şike mi derler, karı-kız muhabbeti mi yaparlar bilmem ama skor ortada..Kimin neyi şikeyle aldiğı ortada..

Bir de en çok şuna gülüyorum..Halen sabah bana kalkipta biz size 6 tane attık ama diyen febeliler; Ulan biz UEFA Kupasını aldık, Super Kupa’yı aldık deyince (ki bu başarılar dünya genelinde başarılar..Git Afrika’ya,Amerika’ya  Galatasaray- Hasan şaş derler sana, gitmedim ama gezi programlarından biliyorum) oooooooo kaç sene oldu onun üstünden hala kupa muhabbeti yapıyorsunuz derler ama onlar 2002 senesinin gecmiş olarak görmezler... Hey allahim ya..

Kısa ve net: ‘SADECE GALATASARAY’

Openzi herkesi yanaklarından bol bol..

Aslan P.
GALATASARAY

6 Aralık 2011 Salı

Çıkmaz demedim..

Milli Piyango alayım dedim dün tüm aile fertlerine.. Annem hep İstanbul'a çıkıyor,al bana bir tane der çünküçç Oysa ki burda daha fazla satıldığı için aslında hep buraya çıkıyormuş gibi olur.
Çeyrek bilet tam tamına 9 tl.. 6 tane ver dememişim iyi ki adama.. 3 tane çekince kaç lira tanesi dedim. 9 abla dedi. Yyuh çok pahalıymış dedim. Eeee abla yılbaşı bileti bu olcak o kadar diye hemen yapıştırdı lafı. Neyse dedim 3 tane yeter =)
Çıktım dükkandan,düşündüm bir..Hani şu sana mikrofonu uzatırlar ya Nimet Abla'nın önünde,falan ya da Taksim meydanında, çıkarsa ne yapacaksınız diye,onun gibi düşündüm. Aklımda sadece tek bir istek vardı. Başka hiç bir şey istemiyorum. Sadece ''o'' dileğim olsun istiyorum. Kendime ben bile inanamadım ki ben çoğu zaman aç gözlüyümdür, çoğu zaman hep daha çok olsun isterim ama bu sefer sadece dedim yetecek kadar ver. Fazlası şart değil, benim için hiç değil. Bir tek şey için istiyorum. Belki ben zamanla piyango çıkmadan da gerçekleştirebilirim ama olsun belki o kadar zaman yoktur ya da o zaman boşa geçiriliyordur. Kim bilir belki bu sefer çıkar.. Çıkmaz demedim şansımı denedim..

Hatta al bir de tahmin yapayim..

4983421

İstek Piggysi...

2 Aralık 2011 Cuma

Olmalı...

Hani bazen kafan karmakarışık olur, kafandan sürüyle şey geçer bir türlü işin içinden çıkamazsın. Konuşmak istersin ama konuşamazsın çünkü düşündüklerin o kadar çoktur ki bir türlü kelimeye dökemezsin.. Böyle mal mal bakarsın düşünürsün düşünürsün düşünürsün..Böyle durumlarda insanın bir arkadaşı olmalı. Karşısında sanki o konusuyormuş gibi o dinlermiş gibi oturan bir arkadaş.. Sadece varlığıyla ona destek olan bir arkadaş.. Aslında kafasından geçen her şeyi bilen, onun anlatmasına gerek duymayan, akıl vermeyen sadece destek olan bir arkadaş..Öyle oturacak bir arkadaş...
P.

1 Aralık 2011 Perşembe

Yazcam insallah...

Yazasım var ama vaktim yok..
Toplantı insanı olduğumdan vaktim yok..
Bir şirkette bence olmaması gerek tek şey günde 1 den fazla toplantı..

See u on launch time,hopefully...

P.

24 Kasım 2011 Perşembe

Örtmenimmmmm!

Düşündüm bugün, benim en sevdiğim öğretmen kim diye? Önce aklıma Kemal Duzman geldi, ben onu çok severdim o da beni çok severdi. Lise 3’te beni sınıfta göremeyince nerde bu Temiz demiş,O İstanbul’a gitti deyince sınıftakiler nasıl yani,bugün ders mers yok ben Temiz olmadan ders yapmam demiş(miş).Derste yanıma gelir kızının ayda kaç köntör harcadiğından bahsederdi J , çok tatlı adamdı... Sonra dedim ki içimden Hasan Basri Çil’de çok iyiydi, severdim onu da..Yazılı yapacağı zaman sınıfa adımını atar atmaz soru 1 diye bağırırdı. Tabii o sırada kağıdı olmayanı mi arasın, ya hocam bi dakkaaaa ya diye bağıranları mı=) Çocuklar yerine nedense Şoouklar derdi ya da biz öyle duyardık..

Sonra aklıma Şaban Amcam geldi...
Okuldayken benim en sevdiğim öğretmen değildi ama bu hayatta insan olarak en sevdiğim öğretmendi o..Sonuçta akrabaydı okuldayken,çok sevmem beklenemezdi.Yüksek almak zorundaydım fen dersinden (almıştım da,hayret etmiştim kendime) , veli toplantısı oldu mu mutlaka söylemek zorundaydım çünkü oturmaya gidince mutlaka lafı açılırdı falan filan.. Alay ederdi okuldakiler takım elbisesnin rengiyle. Ben söylemezdim benim hala oğlu olur kendisi diye ses çıkarmazdım alaylarına, güler geçerdim..
Dertlenirdi bizim için, sınavlarımızı falan hep takip ederdi. Kendi çocukları kadar bizim başarımızı da görmek isterdi. Benim en sevdiğim öğretmendi Şaban Amcam..

Öğrenci P.

22 Kasım 2011 Salı

Anne ben manyak oldum evi

Buz kovamız var ama yorganımız yok
Delikli salak bir peynir kesme bıçağımız var ama yorganımız yok
Çilek sapı temizleme zırtımız var ama yorganımız yok
Kavanoz kapağı açma plastiğimiz var ama yorganımız yok
578392020 tane kedi vs biblomuz var ama yorganımız yok
Envai çeşit masa örtüsümüz var ama yorganımız yok
Envai çeşit ayakkabımız var ama yorganımız yok
Yemek yapmadığımız halde düdüklü tenceremiz var ama yorganımız yok
Kokteyl karıştırma çubuklarımız var ama yorganımız yok
Bulaşıkları makineye koymazsam ölürümcüyüz, kaplan derili plastik bulaşık eldivenimiz var ama yorganımız yok
Tupperlarımız var ama yorganımız yok
Digiplusımız var ama yorganımız yok
2 tane saç düzleştiricimiz var ama yorganımız yok
Seyahat ütümüz var ama yorganımız yok
Seyahat saç kurutma makinamız var ama yorganımız yok
Seyahat boyu her şeyimiz var ama yorganımız yok
Dekolteler için kıyafet bandımız var ama yorganımız yok
Misafire hiç çıkmayan küççük el havlularımız var ama yorganımız yok
Daha aklıma gelmeyen ama hiç ama hiç kullanılmayan yüzyılların en gereksiz her türlü zırtı pırtı var ama yorganımız yok

Yani bütün bunlar var ama eve gelen ekstra 2.misafire verecek yorganımız yok. Hayır sonra suçlu ben oluyorum, neden o poları Van’a göndermişim, E ben ne bileyim senin koskoca caaaaanım el sırması pamuk yorganı verdiğini? Her konuda artistiz, celebritiyiz ama yorganımız yok, çift battaniyemiz var misafire verilen yorgan yerine..
Ne diyim ki ben ben ne diyim ki !

Yes,this is anne ben manyak oldum evi!

Cinnet P.


21 Kasım 2011 Pazartesi

Managers meeting! Phone Call and Monday!

Yani bu salak ve salak ötesi adeti kim çıkardı bilmiyorum ama hayatımda bu kadar gereksiz bir şey görmedim. Sırf böyle ''manager'' olduk devamlı toplanmalıyız adı altında yapılan gereksiz bir eylem.. Dostlar alışverişte görsünden başka bir şey değil. Hayır,katildım bu toplantılardan bir kaçına belli sebeplerden ve içeriği de biliyorum ve gereksiz buluyorum. Zaten bu günlerde o kadar çok sey duyuyorum ki kendini ''manager'' zanneden ve kendine saçmasapan sorumluluklar yükleyen insanlar hakkında,allah belasını versin bu iş dünyasının demek istiyorum.

Bir de hemen sağımda oturan bağıra çağıra telefonla konuşan kadının kafasına çivi çakmak istiyorum. Ben de yüksek sesle konuşuyorum ama beterin neteri varmış bunu gördüm. Yemin ederim kalkıp gidip yeter be yeterrrrrrrrrrr diye bağırmak istedim ama salon kadını çizgimden ödün vermemek adına sustum.

Bir de toplantı salonu krizi olan bir şirketten bir cacık olmayacağını belirtmek istiyorum. Bu ne demek 3-5 tane toplantı odası doluysa o şirkette iş yapmak imkansız demek... Herkes toplantı halinde demek.. Ay şekerim çok yoğunumların dünyasına hoşgeldiniz demek...

Yani güne o kadar güzel ve neşeli başlamışken nasıl saat 09:58 itibariyle bu hale geldim anlamıyorum...

Oyyyyy oyyyy.
P.

18 Kasım 2011 Cuma

Git başımdan sabah sabah!

Sabah sabah konuşma enerjisi olan insan grubuna ne diyeceğimi bilemiyorum. Hayran mi olsam befret mi etsem karar veremedim. Ben de enerji dolu bir insanım ama sabahin körüde bağır çağır konuşmuyorum,gün içinde bağır çağır konuşabiliyorum. Çevremde kim var,napiyor,rahatsız olur mu diye düşünüyorum ama bizim servisteki öküz herif düşünmüyor. Vay efendim sonra niye eğitim seviyesi önemli niye insanları sınıflandırıyorsun.. Adamın şaka anlayışı bile başlı başına nefret edilesi.. Artık ne için,neden yanında getirdğini bilmediğim küçük jeneratörü arada açıp o manyak  tirrrririirritiririrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr sesini bize dinletmek onun için çok komik, aşırı komik bir olay ve sanıyor ki kimse rahatsız değil bu durumdan!
Zaten 30 dk süren servis yolculuğunda uyuma ile uyumama arasında kalıyorum –ki bundan nefret ediyorum- bir de böyle gerzek insanlar tarafından Cuma sabahına sinir yaparak başlıyorum..

Özetle gerçekten kendimi seviyorum böyle gerzek bir insan olmadığım için..Kesin benim için de gerzek diyenler vardır ama bananeeeee...

TGIF
P.

14 Kasım 2011 Pazartesi

Aptal saptal muhabbetler

Bayram dönüşü soruyor bana,nasıl geçti tatil? Ya insan tatile hiç kötü der mi.. Hadi bu soru adetten,tahammül edilebilir ama hiç tanımadığın annemlerden sanane ey kadın? Bir de o sevgi pıtırcığı ses tonuyla sormuyorlar mı hasta oluyorum. Tanıyorsun sanki deyip bozmak istiyorum. Bazen aklıma ilk geleni söylemek istiyorum. Çoğu zaman aklıma ilk geleni söylüyorum ama bu gibi durumlarda değil maalesef söylememem gereken yerlerde.. Bir de ben ömrümde bir kere poaça almaya gidip 3 gün işe gelmeyen ve sonuçta istifa eden insan olmak istiyorum ya da ben eeeehhhhhhhh yeter be,bıktım bu salak isteklerinizden bsg diyerek çıkmak istiyorum sadece çantamı alıp.. Hatta bi de arkamı dönüp gerzek oğlu gerzekler diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Of yine arızaya bağladım ama bunda 11 günlük tatil sonrası Pazartesi akşamı olmasının etkisi çok büyük..
Ivana Sert'in bunca sene TR'de yaşayıp düzgün Türkçe konuşmamasına sinir oluyorum.
Helin Avşar'ın şımarık hallerinden nefret ediyorum. Elimin tersi ile ağzının üstüne çarpıp olmayan yüzüğüm dudağını patlatsın istiyorum.
Evet,Yok böyle dans denen saçmalığı izliyorum çünkü Pazartesi akşamı güzel dizi yok. Sinemaya gidecektik ama hafiften gribimin etkileri sürüyor bu sebeple evdeyim...

7 Kasım 2011 Pazartesi

Bayram klasigi

Kim ne derse desin ben bu telasi,bu bahsettiklerimi yasamayi seviyorum hem de her bayram...
Babamin her sene gelecek sene kesmicem valla bagislayacagim demesini,kurban olayini kaldiriyorum artik gundemden demesini
Babamin her sene kasap ayarlayamamasini,annemin bunun icin soylenmesini
Kesilen davar-hayvan-koyun-keci her neyse eve geldiginde verilecek paylari ayarlarken annemin "rahmetlik babam bir tane kil birakmazdi ette" diyerek soylenmesini ve babamin offffflamasini
Yine babamin her sene herkesten en az 100 tl daha fazla verip kurbanlik almasini
Her gelen misafirin "ne kestiniz,kaca aldiniz,son gun bayaaa dusmus fiyatlar"demesini
Ay lutfen tatli yeyin,ay yok valla her gittigimiz yerde ikram ettiler diyere geri cevirmeyi
Patlama sinirinda yemeyi ama her gordugumu yeme istegini
Teyzemlere gidip deli gibi geyik yapip dedikodu yapmayi
Ruklarla bulusmayi
Gercek evimde hissetmeyi
Deriyi kime verdiniz sorusunu:)
Ne zaman donuyorsunuz siz sorusunun cevabinin gelecek pazar olmasini:)
Ay sen ne kadar degismissin,taniyamadim diyenlerin yuzundeki ifadeyi-dombiliydin sen vayyyy ifadesini-
Marasli gibi konusmayi hem de doyasiyaaaaaa
'k' leri 'g' yapmayiii..goç mu kestiniz demeyi!
Tum bunlari cok seviyorum. Marasa gelince bayram geliyor bana.istanbulda sadece tatil oluyor,icten bayramlasma burda oluyor,gercekten el opmeler burda oluyor. Uzakta olmayi sevmiyorum bayramdaa..

İki seyi sevmiyorum bir genel biri ozel; ne zaman evleneceksiniz sorusunu. Ve olumden sonra o evlere gitmeyi.. Aglamadan duramiyorum,burnum sizliyor,devamli nefes almaya calisiyorum ama olmuyor. Mesela bugun yapilan cigkofteden canim hic istemedi,cunku gecen bayramda agzimla istemistim O'ndan bana cigkofte yapar misin diye.. Artik yapmiyorum ama sizler baska,sen isteyince yaparim demisti ve yapmisti. O sebeple zor geciyor bir yandan bayramlar.. Mezarini gorunce zaten hayat anlamsizlasti yine.. Hele bir de babam adinin basina rahmetlik ekleyince.... Olumleri buydukce daha iyi anliyorum sanirim ve anlamak istemiyorum.


Yine de iyi bayramlar...
Bayram cocugu P.

Not: Yaziyi babamin ipadinden yazdigim icin yanlislar var kesin ama bugun bayram:)

3 Kasım 2011 Perşembe

Dün yediklerim..

Kime neyse...

  8.30     2 dilim tahil ekmeginin arasına tepeleme tulum peyniri
  8.30     1 kova gibi kupada çay
10.30     1 kova gibi kupadan az kucuk kupada nescafe
10.30     2 minnak dilim tahil ekmeği arasına tepeleme ötesi nutella
12.30     1 kase ispanakli corba- 3-4 çatal yagsiizzzzz,saman gibi tavuk, ve yemekhane usulu cacik*
  *Yemekhane usulu cacik nasil olur?
     -Oncelikle salata bara gidilir,dogranmis salataliktan azcik alinir,uzerine yogurt boca edilir, az nane,bol kirmizi biber dökülür. Azcik yağ damlatılır.Karmancorman karistirilir ve bol tuz ile yenir.
15:35     2 adet kuru kayısı
17.15     1 adet kalmış armut
19:29     1 adet Laduree makaron-tarçılı ama ne hoş ne güzel bir şey. Başka olsa 86940310394 tane daha yerdim. Favorim ise vanilyalısı..İçi böyle krema dolu gibi,ay çok güzel.
19:30     1 kase tarhana çorbası-içine dünya ekmek doğranmış
20:45     2 adet Halley**
               **Halley
     -Halley candır. Ardarda 10 tane bile yenilebilir. İnsanın yedikçe yiyesi gelir,böyle 10’lu büyük boy paketi bitirmek istersin ama içinden gelen ses-igs-‘’hayvan,yeter dana gibi olcan’’ der.
22.00     1 tabak firik yeşil fıstık***
               ***Firik yeşil fıstık nedir?
                  -Firik yeşil fıstık siz dünyalıların tuz ile kavrulmuş olarak yediği fıstığın pembiş kabukları soyulmadan yani ağaçtan toplandığı hali ile,kabuklari çok sert olmayan,içi ise böyle ıslakmış gibi olan haline denir. Yemesi çok ama çok güzel bir şeydir. Eve gelen misafire istemeye istemeye ikram edilir ve içten içten –allahim sevmez insallah- diye dua edilir. Yanına tarhana çok güzel gider.

Aslında bu benim rutin yemek döngüm değil.. Genelde ekmeği sadece sabah kahvaltisinda sandviç şeklinde yerim ama 2 gündür ekmek manyağı oldum,bir iştah bir iştah.. Akşamları genelde evde bir şey olmaz o sebeple tadelle,halley,tarhana gibi şeyler yerim. Ardindan yine bolca abur cubur: Eti puf, damak çikolata, cevizli maraş sucuğu, bağ pastanesinden alınmış pötüfür falan..

Yani dün yediklerim aslinda az bile olmuş=)

Obez P.


1 Kasım 2011 Salı

Seviyorum..Seviyordum..

Seviyorum..

Sabahlari güne hayfona yüklenen şarkıları dinleyerek başlamayı.. Ardarda 5-10 tane Galatasaray Marşı dinlemeyi..
Saçlarımın bukle bukle olmasını ve iyi hissetmeyi..
Tahıl ekmeğine tulum peynirli sabah sandviçini (Yeni keşfettim ve acayip tavsiye ediyorum)


Seviyordum..

Kombinemin olmasını ve maça gitmeyi.hölööhlölöll diye bağırmayı.. (Hala seviyorum ama kombinem yok)
Telefonumun Nuri Alço melodisiyle çalmasını..
Uzun kahverengi saçlarımı...

31 Ekim 2011 Pazartesi

Çok yakında...

Nasıl oluyorda bir naylon-muz-ince-süper ince çorap bizi nispeten sıcak tutuyor? Yani incecik bir şey zaten,sudan geçiriyorsun 30 sn sonra kuruyor ama kışın onu giyiyorsun korusun diye ve koruyor da ya... Yani donarak ölmüyorsun ama titremekten bitap düşüyorsun sadece onu giydiğinde=) Olsun ama yine de koruyor..
Daha geniş bir zamanımda bu konuyu ele alıcam..

Dedektif P.

26 Ekim 2011 Çarşamba

Özetle...

Bu son 3 günün en acı ama en iyi özeti bence bu fotoğraf.. Sadece çatısı kalakalmış bir bina.. Adeta elinle üstten preslemissin gibi ama değil..
Uzaktan üzülüyorum, elimden geldiğince yardım ediyorum ama yine de ordaki durumu çok iyi anladığımı düşünmüyorum..Filmler sayesinde beton binanın insanı üzerine yıkılmasını hayal edebiliyorum ama yine de anlayamıyorum. O an neler çeker insan, neler düşünür, çok acı çeker mi bunu hayal edemiyorum. Kaldı ki o enkazın,betonların altında nasıl bekler umutsuzca,birine sesini duyurmak için neler yapar bilmiyorum. O an neler düşünür bilmiyorum..
Hayat devam ediyormuş gibi işe gelip gidiyoruz hepimiz,akşamları görüntüleri izliyoruz,gündüz gazeteleri okuyoruz,ağlıyoruz,üzülüyoruz ama orda soğuktan donan insanları bir anda sokakta kalan kazağı,çorabı,montu zaten olmayan ve şimdi hiç olmayan insanları anlayamayız. Başa gelmeyince anlaşılmaz..
Çoğu zaten gariban olan insanları görünce olan hep yine onlara oluyor diye düşünmeden edemiyorum..Ancak kerpiç ev yapacak gücü olan amcam yıkılan evin altından toprağı elleriyle kazıp ablasını,kardeşini çıkartmaya çalıştığını anlatırken arkadaki beton evin yıkılmadan ayakta durması bir nevi meydan okuma bir nevi ben gücümle paramla yaşıyorum,ayaktayım demesi..
Şunu diliyorum cann-ı gönülden, şu yıkılan binaları yapanların ölümleri de en az bu binalarda ölenler kadar acı olsun. Ailelerinin acısını yaşasınlar,sürünsünler ve acı çekerek ölsünler..

21 Ekim 2011 Cuma

Bugün dünyanın en güzeli benim-3

Bugün dünyanın en güzeli benim,evet yine ve 3.kez.. Dün sıradan bir kazak ve sıradan ötesi bir pantolonla çıkınca ve altına da hiç giymediğim ayakkabıları giyince kendimi sümük gibi hissettim. Saçlarım nispeten kirliydi ve daralmıştım en sonunda saçımı  yeni doğum yapmış kadınlar gibi topladım. Sonra silkindim ve yarın çok güzel olmalısın dedim kendi kendime..O sebeple ne giyeceğimi akşamdan kafamda ayarladım, sabahta aynen uyguladım. Her neyse bugün dünden çoook farklıyım, çok güzelim, inanılmaz bakımlı görünüyorum.
Ojelerin son günlerin trendi renklerinden, jeanim Mavi=) yepyeni ve daracık, gömleğim ona uygun mavi tonlarında ve çok güzel, saçlarım fönlü , deri montum çok havalı, ayakkabilarim topuklu ve kahve,kemerim ona uygun.. Takılarım yerinde ve kararında..Kısacası bugün dünyanin en güzeli benim...

O sebeple bugün her şeyi hoş görebilirim, kimseye kızmayabilirim, işlerimin hepsini bitirebilirim. Haftasonuna bomba gibi girebilirim.Cuma gününün tüm güzelliklerini yaşayabilirim. Moda bloggerlari gibi kendi fotoğrafımı koymak isterdim bugün:=) O derece yani...

Bomb P.

18 Ekim 2011 Salı

Bu sabah yağmur var İstanbul'da ve ben nefret ediyorum yağmurdan!

Kuaföre gideceğim diye yarım saat erken kalktım, kış moduna geçemediğim için incecik giyindim, yağmura rağmen süet ayakkabı giydim, arabayı kör itin öldüğü yere park ettiğim için donarak ve arabada nasılsa şemsiye var deyip çantamdakini ağır olmasın diye çıkardığım için ıslanarak arabaya yürüdüm, dallama kuaför yedide açıyorum demesine rağmen kapalıydı, yol üstündeki dallama olduğunu tahmin ettiğim ama hiç gitmediğim  diğer kuaförde kapalıydı, ordan bağlarbaşındaki nasılsa açıktır diyerek geldiğimden olsa gerek o dallamada kapalıydı. Lanet olsun dedim benim saçlarım düz zaten fönlü gibi dedim demesine ama saçlarım bildiğin aslanbaşı modeli kabarmışş ve banyodan sonra tarak bile değmemiş haldeydi. İşe geldim,herkeslere sordum kimsenin tarağı yok tabi ki zaten şu http://piglettinsokit.blogspot.com/2011/08/kucuk-canta-insanlar.html yazımda da bahsettiğim gibi ben de olmazsa kimsede olmaz. (Kaldı ki ben başkasının tarağını kullanmayı göze almıştım) Tarak bulamadım.
Sonuç: Kabarık saç,üşüyen vücut, diz vermiş pantolon..

Kabus P.

PS:Siyah ceketim kayıptı şimdi de sütlü kahve pantolonum kayıp. Tövvbe yarebbim...

17 Ekim 2011 Pazartesi

Yazlık-kışlık yapma mevzu*

* Ömürden ömür gitme mevzu da denilebilir.

Yazlık-kışlık yapma işi vakit kaybı, yorgunluk, bel ağrısı, müsrifliğin boyutları ve giyinme odası hayalleriyle kelimeleriyle özetlenebilir. Senelerdir giyemediğin ama belki bir gün giyerim dediğin kazak, belki bir gün moda olur dediğin çizme-ki benim böyle bir çizmem var, alınış tarihi 2002 en son giyilme tarihi 2003 ya da 2004.. Çok ama çok eminim 1-2 seneye moda olacak ve zafer benim olcak, sakladığım yıllar yanıma kar kalcak,ihihihihihih- içine sığamadığın ama bu sene zayıflıcam kesin gireceğim dediğin etek her sene hurca girer çıkar(dı) Bu sene detoks manyaaa olarak buna izin vermedik ailece. Yaso’nun öncü olduğu detoks hareketi sonrası bildiğin dağ gibi verilecek kıyafet çıktı. Keşke akşam tekli koltuğun üzerine yığdığımız yığının fotoğrafını çekseydim de koysaydım şuraya,o zaman durumun vahimliği anlaşılırdı.Tabii bu esnada ay ben bir daha bir şey almıycamlar, çok müsrifsinler, sen alıyosun hepler, hayır ya ben onu çok seviyorum hayatta vermem verdirmemler giycem ben onu seneye’ler havada uçuştu. Yorgunluktan ve kıyafetleri deneyip çıkarmaktan yatağa kendini attığım sırada dedim ki içimden ‘ulan ahdım olsun evim giyinme odalı olcak böylece senede 2 pazarımı bu işe harcamayacağım ‘ Sadece kıyafetle bitmedi tabii.. Çantalardan da eleme yaptık. Gönül isterdi ki bütün çantalarım LV olsun ve veremeyecek kadar kıymetli olsun ama yokk. Kös kös verdim.. Bu akşam sıra ayakkabılarda...Yani işimiz çok...

Biliyorum bu çığlık tüm benim gibi 6 ayda bir Pazar gününü bu işe ayıranların çığlığı..İnşallah hepimizin bir Beyonce, bir Jennifer Lopez gibi evleri olur ve şu an ki evlerimizin toplam m2’si kadar giyinme odaları olur.
Amin.

Ps: Geçen sene zorla verdirdikleri kalın yün salaş örgü  dümbük kazak bu sene moda oldu. Ben demiştim ama vermeyelim giyeriz,en kötü evde giyeriz diye ama küçüğüm ya sallamıyolar beni bazı bazı..

Bu yazı giyinme odası olmayan, kıyafetlerini 6 ayda bir hurca tıkıp mevsimi gelince hurçtan çıktığı için ecüş bücüş olmuş olanları ütülemek zorunda olan, hurçları tıkıştıracak bazası olmayan, bazası olupta içi dolu olan ve tüm bunlara inat yine de o minnak evlerine sığmayı başaran tüm kadınlara ithaf edilmiştir.

Verdirmem P.
Çok şey değil sadece bir oda istiyoruz!

Hayat felsefesiyse hayat felsefesi ulan..

‘’Kimseye eyvallahım olmasın istiyorum’’ Hülya Avşar söylemis bunu röportajında. Belki de ömründe ilk defa doğru bir laf söylemiş. Ben de bunu çok istiyorum. Yaptığım saçmalıkları yapmak istemiyorum, yapsam bile pişman olmak istemiyorum. Sonra biri bana ben sana demiştim demesin istiyorum. Kimseyi takmak istemiyorum. Ayıp oluuur ama zihniyetinden kurtulmak istiyorum.
Yine aynı röportajda bir psikologun söylediklerinden alıntı yapmış, bayıldım. ‘’İnsan psikoljisinin bozukluğu,yaptıklarından ders almamasından kaynaklanır’’ Evet,bu tam anlamı ile benim..
Ders almıyorum. Her defasında yapmayacağım,başkaları için uğraşmayacağım diyorum ama yine yapıyorum ve başkalarının benim için böyle şeyler yapmamasına canımı sıkıyorum. Çünkü ben yapıyorum ya zannediyorum ki onlar da yapmalı.. En basitinden yılda bir iki defa görüştüğüm-ki o da mecburiyetten ya da çıkar ilişkisi gibi bir nedenden- biri beni sırf işi düştüğü için arıyor ve ben ona hayır ya ben senin için vakit öldüremem diyemiyorum. Gidiyorum 1,5 saat trafik çekiyorum Cumartesi gününde.. Çok ama çok kızıyorum kendime.. Ilke olmak istiyorum ya, Yasmin olmak istiyorum bu konuda, örnek almak istiyorum Ilke’yi,Yasmin’i ve tüm şekilde yaşayan insanları..
Yapacağım hem de çok ama çok kısa sürede.. Bana mutluluk vermesi gerekirken bana mutsuzluk veren her şeyi, herkesi hayatımdan çıkaracağım, beni yoran değil yormayan kişilerle görüşeceğim, kimseye karşı ezilmeyeceğim, sevmediğim hiç bir şeyi seviyormuş gibi yapmayacağım, sırtımda taşıdığım ve itmekten yorulduğum herkesi çıkaracağım hayatımdan..Sevmediğim insanları seviyorum demeyeceğim, beni yoran ve istemediğim her şeyi söküp atacağım. Belki yılbaşına çok var ama benim için yeni yıl kararları bugün şu dakika şu saatte alındı.

Just decided  P.


PS: Google'a just decided yazınca tek taş yüzük-evlilik-kutulu yüzük vs çıkması bence ironik.

14 Ekim 2011 Cuma

Güne başlarken...



Robbie Wiliams-Supreme
Tual- Tiryakinim
Lady Gaga- Ali Handir o
Amw Winehouse- Back to black
Rober Hatemo- Gurur
Robbie Williams- Feel
Levent Yüksel- Aşk mümkün müdür hala
Cemali- Duymak İstiyorum
Nedim Zeper- Şakası yok candır...

13 Ekim 2011 Perşembe

Zengin olsam, genel müdür olsam..

Genel müdür olsam, 35 yaşında ya da bilemedin 40 yaşında olsam, ayda 30-40 bin kazansam haaa bir de bekar olsam hayatta evlenmezdim. Parayı gönlümün istediği gibi harcar,takilirdim, gezerdim. Eğer erkek genel müdürsem aklımda zaten şu düşünce olurdu; e yakışıklıyım, zenginim, genel müdürüm bütün kızlar benim hepsi bana hasta koşarak bana gelirler... Kadın olsam da ulan bu kadar para kazanıyorum her şeyim var,e bi boyfriendimde var ne gerek var elin herifinin kahrını çekmeye diye düşünür evlenmezdim.

Haftaiçi it gibi çalışıp saçma sapan bir dünya toplantıya gireceğimden haftasonu kendime kalsın istediğimden evlenmezdim. Haftasonları bi kahve içmeye Milano’ya ya da Paris’e gitmek için evlenmezdim. Arkadaşlarımla takılmak için evlenmezdim.. Geç geldin, çocuk seni özledi bıdı bıdısını dinlememek için evlenmezdim. Çocuk yoksa senin işlerin yüzünden çocuk yaşımız geçti bıdı bıdısı için evlenmezdim. Her şeyi geçtim bu kadar maaş alıosun bu para nereye gidiyor, kenara para koyamıyoruz bıdı bıdısı için evlenmezdim..

Ah ben bir genel müdür olsam aylık 40 bin alsam neler yaparım neler.. Genel müdür olmama gerek yok aylık 40 bin alsam yeter... Gerçi kesin çok boktan bir genel müdür olabilirim, kötü olurum bir kere, kötü davranırım herkese..(yalannnnnn-salağım ben salak,herkese iyi davranırım yine, pehhh)

Bu konu nasıl evlilikle bağdaştı bilmiyorum sanırım bilinçaltım algıda seçicilik yaptı..

Dilemma P.

12 Ekim 2011 Çarşamba

Midnight Post

Gözlerimden uyku akıyor,yarın ne giyeceğimi belirlemedim, saçlarım çok güzel dalga dalga fönlü ama ben bilgisayar başındayım ve en az 1 saat daha burda olmak zorundayım. Facebook'a baktım vakit gecmiyor, twitte takıldım vakit geçmiyor baktım olacak gibi değil dedim şu an ki duygularımı yazıya dökeyim..

Güne güzel başlamak istiyorsan, koştur koştur servise yetişmek istemiyorsan, kafanda tasarladığın kombin uymazsa apışıp kalmamak istiyorsan akşamdan ne giyeceğini enine boyuna düşünmemn gerekir. Şansın varsa sabah güzel olursun, giymek istediğin çorap kaçık olmaz ve giyinir gidersin. Haaa yok olaylar tam tersi olursa, aptal bi kombinle işe gidersin, ayakkabın ya da çantan uymaz, sandviçini evde unutursun ya da hiç yapmaya fırsatın kalmaz ve servise koşarken-ki benim başıam hiiç gelmez çok şükür- terlersin=)

Bundan sonra gün güzel geçer eğer iş yerin b.ktan değilse,uykun gelmez zaten açılmıştır. Çalışır akşamı edersin çok şükür...

Buna da şükür buna da....

Şükür P.

11 Ekim 2011 Salı

Öküz insan modeli



Simdi bu yukarda gördüğünüz resimler öyle lise tuvaletinde falan değil kurumsal komacan bir firmanın tuvaletinde çekildi. Yani ben gerçekten anlam veremiyorum bu zihniyete.. A gerzek, a salak çok zor bir şey bu tuvalet kağıdını aşağıdaki demirden geçirmek? Yani ne olur eline mi yapışır,celebrity misin ki yapmıyorsun. Hayır,dışardaki dolaptan vs almışsın koca totonu kaldırıp ama oraya takmaya mı üşendin yani? Bırak şimdi ben o pis demiri ellemem ayaklarını.. Madem o kadar temizsin gerzek oğlu gerzek o zaman o halkaya geçmiş tuvalet kağıdını sürme narin ve temiz totona..Kaldı ki eminim o kağıt taktığın yerden senden sonra giren normal yerinde kağıt olmadığı fark edildiğinde uzanmaya çalışırken yere düşmüştür. Yani hijyenin mijyenin hikaye bebeğimmmmm.
Bir de bundan daha öküz insan profili var ki onlar da tuvalet kağıdını bitirip öylece çıkan hayvan-insan grubuna giriyor. Tuvalet kağıdını çöpe denk getiremeyen, dışarı işeyen kadınsı hayvanları saymıyorum daha da sinirlenmeyeyim diye.. Ulan ne güzeldi şurda 3-5 kadınken tuvalet. Nerde çokluk orda b.kluk diye boşa dememişler.
Acayip sinirliyim şu an anlatamam yani o derece sinirliyim,doğru yazdığımdan emin olamayacak ve kontrol edemeyecek kadar sinirliyim.
B.klar. İnsallah bunları yapanlar her gün kirlenmiş tuvalet kağıdı yerler!!!
Sinir topu P.

10 Ekim 2011 Pazartesi

Olamadımmm olamadımmm olamadımmmm!

Müdür yalakası olamadım, ah müdürüm tabii müdürümcü olamadım bu sebeple söyle bir elimden tutup beni yükseklere uçuran biri müdürüm olamadı.
Kendime mi kızayım yoksa bu sisteme mi kızayım bilemedim. Bir de benim elemanımcı müdürler var ki onlara ne desem bilemiyoum. Bu er kisiler her gittiği yere kendi elemanlarını götürüyor hemen onları kilit pozisyonlara getiriyor. Burda benim hin aklıma şu geldi.. Bu müdür kesin bi halt bilmiyor ve ekibi çalışşın kendi kaymağını yesin istiyor ya da güven duygusu eksik. Karşısındakinden iş isteyince yapamayacağınını düşünüyor sanırım ve haliyle güvenemiyor o sebeple kendi elemanını taşıyor her yere...Ya da kendi açıklarını kapatıyor. Neyse ne gerçi ama benden bir cacık olmaz bu anlamda..
Çook takdir ediyorum kendimi çokkkkk.

Olmazsın sen P.

9 Ekim 2011 Pazar

Her şey mi bizler için yaw!

Kadın olmak zor laflarını sevmiyorum ama kadınsal işler mevzu olunca insan böyle demeden edemiyor.
Sabah kalk ne giyeceğini düşün, ay bu onla olmaz şunla olur, yok ona bu çanta uymaz o zaman bunu giyeyim diye kafa patlat.Hadi onu buldun o sırada ooofffff onun altına giyecek rahat ayakkabım yok, lanet olsuna geçç.Sonra gün içinde ayaklarının ağrıması ile gün b.ktan bir şekilde devam eder. Sonra lenslerin makyajdan batar-ki makyaj yapma safhasını es geçtim- gözlerin kızarır. Sonra eve gelirsin üşenirsin onca işin gücün arasında makyaj çıkartmaya geceye kalır. Sonra gece 11 de gözünden uyku akarken önce yüzünü yıkarsın sonra rimelleri çıkarmakla cebelleşirsin sonra tonikle yüz silersin,sonra krem sürersin-diş fırçalama, diş ipiyle ince temizlik derken sen 11 de uyumayı planlamışken olur sana saat 11.30!!!

İşte bu sebeple kadın olmak zor, erkek olsan hadi ben giyindim çıkıyorum der çıkar, ben uyumaya gidiyorum der,dişini yalandan fırçalar ve gider yatar. O sırada mutfakta soğuyan yemek dolaba mı koncak, makine mi çalışstırılacak vs vs vs düşünmez.. Evli değilim böyle ön görülerim var evlensem neler yazcam kim bilir..

Lazerdi, ağdaydı onların acısına hiç girmiyorum...

Her şeyi baştan çözmüş P.

2 Ekim 2011 Pazar

Özledim...

Özledim..

Sabahları bağ pastanesinden sandviç alıp işe götürmeyi,boğazıma dizile dizile 10 dk içinde yemeyi..
Ayşegül'le öğlen dışarı çıkıp mantı yemeyi..
Kıvanç ile ne yapsamcılık oynamayı..
Eski ekip ile gecelerde deli gibi eğlenmeyi..
Bizim oraları..
Ben bir arka ofise gidiyorum deyip Pini ve Meryem ile Baçonet yemeyi..
Faruk'un yanına gidip ne olur bunlar demeyi...
Pazar klasiği olan; Beşiktaş-yağmur-çiğköfte-kanepe-baklavayı..
Ocman'ı heyecanla beklemeyi..
Ayaklarıma kara sular inene kadar gezmeyi...
Hayal kurmayı...
Akşamları yorgun argın 110'a binmeyi,o her akşam benle binen amcayı görmeyi..
Gaye'ye sen sosyal bir hiçsin demeyi,üstüne Niho ile kahkahayı basmayı...
Chiko ile Cafe Zone,Bohem günlerini..
Mutlu olmayı...
Plansız olmayı..
Zor olmayı..
Umut dolu olmayı...

Özledim işte..hem de çok...

P.

Huzur:Soyut

Tam yeni kayıda başlayacaktım ki yanlışlıkla bir yere değdi elim ve video yüklemeyi öğrendim ve aslında hemen üstte bunun için bir buton olduğunu gördüm.. Zor değilmiş..

Neyse de insanin her şeyi özlemesi güzel ama huzuru özlemek ayrı bir şey.. Özlediğin insanı bir şekilde görürsün eğer hala bu dünyadaysa,özlediğin şehre gidersin, özlediğin arkadaşınla buluşursun.. Ama özlediğin huzurun ne zaman geleceğini bilmezsin..Geliyor mu gelecek mi diye düşünmezsin ama beklersin..Huzurum olsun başka bir şey istemem diyen insanları zaman zaman hatta çoğu zaman anlıyorum..Para ile satın alınamayacak ender soyutlardan biri huzur ve özleyenin ona ulaşması için yapmayacağı bir şey yok.. Bazen sonuçlarını bilsen bile lades dersin huzurun olsun diye bazen sevmediğin durumlara katlanırsın ve sesini çıkarmazsın.. Koşup yakalayacağını bilsen kovalarsın ama neyin peşinden koşacağın bilmezsin ki...

Bir tek huzurum olsun başka bir şey istemem...

P.

30 Eylül 2011 Cuma

Çaycı kız...


Çaycı kız gitmiş..

Nasıl üzüldüm anlatamam, öğlen gelince ofise koşarak mutfağa baktım yoktu.. Yani hani çok beklediğin bir şeyi görmek istersin eve girince hani  annen ya da baban ya da sevgilin ya da hazır,kurulu bir masa,beklediğin mektup ne bileyim öyle bir şey işte.... Onları görmekten daha çok istedim bugün mutfağa gelince ama yerine bir tane bizim oralar kılıklı bir gencten çocuk göndermişler..Ah dedim salak kafa dün getirecektin işte,devirdin g.tünü unuttun, gitti işte kız..
Gerçi bir ya da en fazla iki günlüğüne gelmişti. 18 yaşında,inanılmaz nazik, cok güzel.. Herkes 18 yaşında gezerken o çaycı olmak için ISS’ye girmiş. Lise mezunu,üniversiteye gidecekmiş. Ayağında siyah muz çorap ama beyaz sandaletle.. Yase’ye anlattim ama öyle kıroooo diye gülerek değil,üzülerek.. Yoktur,ondan öyle giymiştir dedi. Tabii yokluktan. Sonucta 18 yaşında,modaydi şuydu buydu en çok takıldığı zamanlar..Herkes istediğini giyerke ya da gezerken o burada,ona çay yap buna kahve.. Yok bu sade değil geri götür..

Bugün yağmur yağıyor çok fena,yağmur yağınca daha bir üzüldüm. Şimdi benim yüzümden sandaletiyle gezecek.. Of yagmur yag yeter artık yağma,yeter...Yemin ediyorum öleceğim vicdan azabindan.. Şimdi yine konu iyiliğe geldi.. Kizcağız 1 günlük intibasina göre iyiydi. Sadece o yaşında çaycılık yapması bile onun iyi,sorumlu olduğunun göstergesi aslinda.. Eee noldu,bak ben ona ne guzel bir babet vercektim,sıfır km resmen,yani soylemesi ayip banana republic.. Kizcagiz gelemedi. Bu bile iyi olmamak icin bir sebep..

Yagmur yagma beeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!

Günün şarkısı
Ceynur-Yağmuuur sen de vurup durma şu cama


Yağmurlu P.

İyilik kadar boktan bir şey yok!

Hep derler sen gönlünü ferah tut, her şey yoluna girer diye yalan söylemiş kim söylemişse.. Yok öyle bir şey.. Hiç bir şey yoluna girmiyor.
Sen iyi olursan herkes iyi derler bir de o da kocaman bir yalan.. Bugüne kadar hep iyilikten maraz doğacağını öğrendim,bana zorla öğrettiler.

Iyi olmak yetmiyor..İyi olunca bir b.k olmuyor..Iiyilerin işi rast gitmiyor.. Her işleri b.ka batiyor. Ya da insanin DNA’sina baştan bir ‘boktanlık’ geni koyuluyor. Bir kısım buna ‘’kader’’ diyor.
Kaderde varsa d... neye yarar uzulmek diyerek her şeye boyun eğiyor. Eğmeyince ne olacak ki? Zaten istesen de istemesen de boynunu SS eğiyorsun..

Isyan etmek istiyorum bazen, kimi insanlar  bu kadar iyi niyetliyken neden başlarına bunlar geliyor, neden hiç bir şey düzelmiyor, gerçekten edilen beddualar tutuyor mu acaba? Yoksa salak falcılarin dediği gibi büyünün üstünden mi geçmişler?

Sıkıcı ve yağmurlu bir Free Friday postuydu bu..

Nasil freeyse,kim freeyse.. Aslında hiç bir şey free değil.. Hele de bugün...

28 Eylül 2011 Çarşamba

Sarılgan mısın nesin!

Gerekli gereksiz sarılan insanlardan haz etmiyorum kesinlikle. Yani sanki kırk senedir görmüyormuş gibi, sanki sarıldığını çok seviyormuş gibi -ayyy canim benim diye yavşak yavşak sarılan bir kesim var. Kendilerini böyle daha mi iyi ifade ettiklerini sanıyorlar acaba? Sarılmadan sarılmaya fark var bir kere..
Böyle seni böğrüne sokacakmış gibi sarılıyorsa biri ve sana sormuyorsa senden karşılık beklemiyorsa gerçekten içinden gelmiştir.Karşılaştığında yanak tokuştururken söyle tek koluyla canımmm diye sarılıyorsa hemen kaçman gerekir o insan tipinden. Bir de ne zamandır görüşemiyoruz,gel sana bir sarılayım diyenler var ki sarılınca ne oluyor onu hiç anlamıyorum.
Tabii banane,herkes sarılsın birbirine ama bana değil. Bana sadece benim istediklerim sarılsın. Ya da yok yok ben istediklerime sarılayım..

Herkese istedigi gibi sarılma hakkı lutfen!

Sarılgan olmayan sarılgan P.

23 Eylül 2011 Cuma

Küçük ama yararlı tespitler-1

Haftalik,aylik vs gibi yönetici toplantisi yapan sirketten bir cacık olmaz..
Sessiz sessiz konusup sesi totosundan cikiyormus gibi olanlardan hep kork.
Devamlı saçıyla oynayan kız kaşar değil eziktir.
Pazarlar dünyanın en eğlenceli yerleridir.
Karı kısmından yönetici olmaz.
Kadirizm akımı destek gorecek bir akımdır.
Bebeli kadınlar bebeleri olduktan sonra reenkarnasyon geçirip toplumdan sorumlu devlet bakanı olarak göreve başlarlar.
Şirketin verdiği Blackberry’i ilk günlerde elinden düşürmez bir kısım salak, havalı olduğunu sanır, masasındayken bile Blackberry’den cevap yazar 3 ay sonra şirkete küfreder niye bu Blackberry’i verdi diye=)
Her turlu konser,kuyruk bekleme anında hep senin durduğun yer ‘’yol’’ olur. Gelen geçen geçebilir miyim,pardon kelimeleri ile beynini s.k.r
Çantasında mendil, ıslak mendil falan taşımayan kadınlar gamsızdır. Gamsız kısmının işleri hep rast gider.
G.tu yere yakın olanlar kendilerinden korkulması gerektiğinin farkındadırlar.Sorun şu ki karşı taraflar bunun farkında değildir.
Karı kısmının çok olduğu yerde b.kluk vardır.
Eski Türk filmleri candır.
Free Friday olduğunda bile resmi giyinen dangalak kesim kendini üst sınıf olarak konumlandırdığını zanneder.
Ay valla hiç çalışadım kesin kalcam diyenler heeep ama hepp geçer hem de BA ya da AA ile..
Sünger gibi içerim diyenler 2 den sonra yamulur=)
Ben,ben,ben diyenlerin yeri kesinlikle cehennemdir,iskenceden..
Sümük olmak yeri geldiğinde her genç kadının yaşayacağı bir durumdur.
Lahmacunu istanbul’da en güzel Antebi-Acıbadem yapar.

Tespitlerim devam edecek,bu sadece başlangıç...



22 Eylül 2011 Perşembe

Koydum kafaya olucam ben!

Valla koydum ben kafaya illa olcam. Görecek herkes bir yerinden başlayıp bir şekilde bu sanat-tv-reklam-dizi piyasasına gireceğim. Neyim eksik benim Mukaddes Yenge'den? O 40 yaşından sonra oluyor da ben niye 27 yaşından henüz gün almış biri olarak olamıyor muşum? Yani Fatmagul'de bizden biri değil miydi,bildiğin halktı şimdi celebrity oldu nerdeyse..Hoş yaptığı iş kolay değilmiş,bir kez gördüm bu çekim olayını ama olsun anladım ben.. 2 dk sürmeyecek sahne için 6 saat çekim yapılıyor. Yani ayda 40.000 alsa yeridir az bilem...

Madem kariyerim daha uzun yıllar ofis köşelerinde dirsek çürütmeye müsait bari bu taraftan şansımı deneyeyim ve artist olayim.

Yalnız tek bir şartım var: Başlangıçta repliksiz rollere gitmem. Ya o nedir öyle ya? Aynı sahneyi 50 defa çekiyorlar,5-6 saat seni oraya kitliyorlar. Aldıım para da değilim ama zaman kaybı yani.. Bu şekilde keşfedilmem imkansız..Daha büyük işler yapmalıyım.. Hımmm bunu ilk sıraya alayım.. Ayrıca her sanatçının prensibleri olmalı,yani öpüşmem,sevişmem gibi değil ama olmalı. Bu aşamada benim prensibim belli. Repliksiz rollere gitmem abi...

Oh yeahhh this is meeee, Piggy the blondie one=)

P the artistttttt

20 Eylül 2011 Salı

Here we go again!

Ben alıştım artık yeni başlangıçlara o sebeple değişiklikler falan bana koymuyor. Benim için tek mesele ayaklarımın geri gitmemesi. Dün sorsan gidebilir derdim ama bugun o kadar emin degilim.Yani ben böyleyim bir öyle bir böyle.. Fazlasıyla kararsız,bunaltıcı derecede şikayet edici. Ha bir de yapmak istemediği her işi erteleyen, şıııııpsevdi biriyim.

Bugün çoşkusuz, kararsız, ne yazacağını bilmeyen bir hal içindeyim. Ama moralim berbat değil. Aksine süper..

Bir de çok istekli biri yakinda konuk yazar olcak! Süprüzzz

P.

16 Eylül 2011 Cuma

Hakettinnn suçlusuuun çünküüüüüüüü!


Valla lisede falandım hala Demo ile birbirimize böyle şeyler söylerdik. Bazen tıkanırdı biri o zaman diğeri kazanmış sayılırdı.

Bu video da onun gibi,mükemmel bence,mutlak izlensin. Bak hatırladıkça gülüyorum=)

http://www.youtube.com/watch?v=Quiq2XzawRE

Kirli çatal
Kirlenmiş tuvalet kağıdı
Banyo paspası
Tuvalet fırçaşı
Bulaşık suyu
Tava yıkamış skoç brayttt
Lavabodaki sümük gibi.

Ergen P.

Hadi len..

Önce yalandan ilgilenmeler, her gün arayıp cok ilgiliymiş gibi sormalar sonra iyiden iyiye azalan aramalar gittikçe daha az sormalar eskisi gibi moral verme degil oluruna bırakmalar falan filan..
Herkes aynı, herkes aman benim işim yürüsünde gerisi ne olursa olsun düşüncesinde..Aslında seni düşünen falan yok. Hepsi numaradan günü kurtarmaya calışmaktan ya da vicdan muhasebesinden.. Sadece kendini rahatlatmak için.. Aman zaten herkes kendini düşünmüyor mu, bencilleşmiyor mu, nankörleşmiyor mu?

Çok samimi hissettiklerin bile bunu yapıyor,yüzüne gülen dönünce hemen o gülümsemeyi siliyor suratından.. Çok iyidir canım o kesinlikle arkadan iş çevirmez dediğin insan bakmışsın ki,duymuşsun ki aslında ne işler çeviriyor.

Basri'nin dediği gibi alem g.t olmuş...

15 Eylül 2011 Perşembe

Günün şarkısı

http://www.youtube.com/watch?v=BBE6D9kKqJs

Fabrika kızı 

Gün doğarken her sabah
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp kaybolur
Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararkende hayal kurar
Bütün insanlar gibi

Bir evi olsun ister
Birde içmeyen kocası
Tanrı ne verirse geçinir gider
Yeterki mutlu olsun yuvası

Dışarda bir yağmur başlar
Yüreğinde derin sızı
Gözlerinden yaşlar akar
Ağlar fabrika kızı

Oysa yatağında bile
Birgün uyku göremez
İhtiyar anası gibi
Kadınlığını bilemez

Makineler diken gibi
Batar hergün kalbine
Yün örecek elleri
Hergün ekmek derdinde

Gün batarken her akşam
Bir kız geçer kapımdan
Köşeyi dönüp ksybolur
Başı önde yorgunca

Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Sararkende hayal kurar
Bütün insanlar gibi

12 Eylül 2011 Pazartesi

Ölümden başkası yalan.. Yine...

Gün içinde sıkıldığın, üzüldüğün her şeyin ne kadar saçma ne kadar yüzeysel ne kadar gereksiz olduğunu ancak gerçek bir şey duyduğumda anlıyorum. Yok iyi iş bulamadım yok bu neden beni aramadı yok keşke indirimden şu elbiseyi alabilseydim düşünceleri zınk diye kesiliyor. Öldü diyorlar ya da facebooktan öğrenebiliyorsun artık birinin öldüğünü çünkü insanlar ölen kişinin duvarına ''mekanın cennet olsun'' yazıyor. Bu kadar basit.. Duvarına yazılıyor.O yazanlar duyarsız mı karar veremedim gerçi sonuçta O'nu tanıyanlar yazıyor yani kötü niyetleri yok ama yine de garibime gidiyor..
Duyunca gözünün önüne neler geliyor insanın neler ki paylaşımın sadece bir lojman arkadaşlığından öteye gitmiş değil.. Ortaokulda gülüp oturduğun 5-10 kişiden biri.. Gün aşırı şehit olan herkese bir kaç damla gözyaşı döküyoruz ama bu şekilde tanıyınca daha bir garip oluyor insan.Ulan diyorum benden 2 yaş falan büyüktü,  e okumuştu da ne işi var Şemdinli'de diyorum kendi kendime.. Askere gitse bu yaşa kadar erteleyemez e memur olsa? Bilemedim. Anneme sorunca öğrendim meğer öğretmenmiş ama atanamayınca polis olmuş.1 ay önce tayini çıkmış oraya..Hastaymış, şerefsizler saldırınca revirden O'nu da çağırmışlar..Sonrası malum.. Kader herhalde..
Tanıyınca daha bir acı geliyor gazetedeki ölüm haberi..Gazetedeki ölüm haberi olmaktan çıkıyor..



Çok canım sıkıldı çok..

8 Eylül 2011 Perşembe

ICQ

Bir zamanlar msn ve facebook yokken ama mırc varken ICQ vardı. Yıllıklara ICQ numarası yazılırdı hani sonra çok görüşmek istersin de ordan bulasın diye..111222333 gibi numaralar cok havalıydı. Millet bunları almak için başkalarının hesaplarını kırardı. Sonra msn çıktı sonra facebook çıktı. ICQ çöp oldu.

Sahi neydi benim icq numaram 162755384 gibi bir şeydi sanırsam.. Aman neyse neydi.

Öptüm kib bye
(Eksisozluk yazarlarından öğrenilen iğrenç bir replik)

Piggy Ablanın ablasının kardeşi=)

Uzun ince bir yol olsa da gitsek hep o salak dolmuşla..

Eskiden minibüs-dolmuş kullanırken ya da uzun minibüs yolculuğu yaparken bazen nefret ederdim bazende çok severdim. Kimi günler o dolmuş iğrenç kokardı, havasız olurdu, oturacak yer bulmak ne kelime ayakta duracak yer bulamazdın. Nadir de olsa boş olduğu zamanlarda olurdu. Ben önce en arka köşeye bakardım boş mu diye,boşsa yaşadım hemen oraya otururdum. Orası olmadı pencere kenarları.. Kafan dalgınsa, düşünecek çok şeyin varsa, hele bir de yorgunsan bazen o yol hiç bitmesin istersin. Uzasın gitsin, bitmesin...Böyle kalkasın gelmez. İneceğin yer yaklaşır ama inmek istemezsin of ya offf diyerek inecek varrrrrr diye bağırırsın öne...

Bir de akşamları daha bir hüzünlü olurdu dolmuşlar. İşten çıkınca bütün o yorgunlukla hele bir de o gün sinirlerin bozuksa düşündükçe olanları,neden bunlar oldu diye, neden ben bunları yaşamak zorundayım diye başlardın ağlamaya.. Sessiz sessiz böyle pis cama yapışarak cebimden daha önce sümüğü kurumuş selpağı çıkararak gizlice silerek..

Bir de hava soğuksa ve dolmuş gelmiyorsa isyanları oynayan ben vardı. Niye gelmiyor, neden beklemek zorundayım, ne vardı yani şu an burada olmak sorunda olmasam diye..

Geçmiş Piggysi..

Dolmuş kelimesine eskiden bu yana gıcığım. Lisede lutfen dolmuşlara TTA: Toplu Taşıma Aracı diyelim diye bir akım başlatmaya çalışmışlığım bile vardı ama olmadı. Adı üzerinde yav dolmuş; ıkış tıkış,dolmuş iğrenç yani..

6 Eylül 2011 Salı

Yaz bitti...

Son tatil bitti, herkesler yazlığından döndü, takvim Eylül'ü gösterdi kısacası yaz bitti.. Şimdi sereserpe açık alanlarda oturmayı özleyeceğim.
Kısa kısa etekleri efil efil giymeyi özleyeceğim.
Denize girmeyi özleyeceğim.
Güneşlenmeyi özleyeceğim.
Kollarıma 68749302 tane bileklik takmayı özleyeceğim.
Denizden çıkınca üzerimde kalan kurumuş tuzları özleyeceğim.
Sararan tüylerimi özleyeceğim : )
Kavun-karpuz yemeyi özleyeceğim.
Öğlenleri dışarı çıkmayı özlleyeceğm.
Saçlarımı az kurutmayı özleyeceğim.
Fıstık yemeyi özleyeceğim ama yaş fıstık.
Fink fink gezmeyi özleyeceğim.
Sıcağı özleyeceğim ama çok sıcağı değil.
Firik yemeyi her şeyden çok özleyeceğim.

Daha çok şeyi öz-liiiii-ceeemmmm.

P.

O zaman Yaşar'dan gelsin..İçerik olarak olmasa bile başlık olarak konuyla ilgili..

Yaz bitti

http://www.youtube.com/watch?v=zh8cU4lIawY

Yaz bitti aşıklar şehre döndüler
Yarıda kaldı sabah biten geceler
Daha vardı yaşanacak tatlı günler
Yaşanamadı erkenden bittiler
Yazacağım canım dendi dolu gözler
Alındı birer birer adresler
Ya kalem bitti ne naz
Bu yalan gibi biraz
Ya istilada kalpler sessiz
Yazılmadı postacılar işsiz
Mevsim biterken böyle aşklar da biter
Başka biriyle başka, başka şehirler
Yaz yaklaşınca düşer akıllar başa
Sonra postacılar işe yağmurlar bitince

Sahiller ıssızlaşır artık...